|
Burada sanildigi gibi oyle klasik bir savunma yapacak degilim. Bir takim yanlislari duzeltmek zorundayim: Sayin Savcinin bu durusmada dayanagi benim yazim degil, Milliyet ve Hurriyet gazetelerinin sozum ona Almanca'dan cevirttikleri, yazimla cok az ilgisi olan ozetleri ya da carpitmalaridir. Der Spiegel dergisinde cikan yazimla Hurriyet ve Milliyet'te cikan yazilari guvendigim bir Almanca uzmanina gonderdim, bu ozetler ya da ceviriler dergideki yaziya benziyor mu, diye. Uzman arkadas, ben dedi isin icinden cikamadim. Butun cumleler baglamindan kopmus. Bir koca paragraf yarim cumleye indirilmis, o da degistirilerek. Bu yazi benim yazim degil dersem hic de yanlis soylemis olmam. Bu yazi Milliyet ve Hurriyetin yazisi. Ben bu yazidan hic bir bicimde yargic karsisina cikarilamazdim. Beni karsiniza Sayin Savci Hurriyet ve Milliyet'in yazimi carpitmasi ve gene Hurriyet ve Milliyet'in gudumlu kalemlerinin bana hucumlari, kiskirtmalari yuzunden getirdi. Kaldi ki, butun cimbizla yazimi ayiklamalarina karsin bu yazilarda suc ogelerine rastlamak kolay degildir. Oyleyse savci, yandasi yargic, beni nasil karsiniza gonderebildiler, iste korkunc olan budur. Bir kere bir yazar bir butundur. Bir makale de bir butundur. Bir yazidan cimbizla parcalar, cumleler cekerek, carpitarak bir yazari boylece suclarsak, yeryuzunde, birakalim yeryuzunu bizim Turkiye'de mahkum edilmeyecek, o da en vicdanli yargiclarca, yazar olamaz. Bir yazari suclamak icin o yazinin butunune bakilir. Benim yazima gelince, o yazininin savunmasi icindedir. Yazimi Hurriyet ve Milliyet gazeteleri gibi beni savunmasiz birakmak icin cimbizla ayiklayip carpitirsaniz belki, carpitan zeki bir adamsa, suc bulabilirsiniz. Savci burada benden yana mi, yani butun olanaklari elinden alinmis, ama yasadigi surece elinden alinmis benden yana mi, yani bir vatandastan yana mi, yoksa ulkede sirtini devlete, hukumete, eski zinde guclere dayamis, bu yuzden de ulkemizde Ali kiran bas kesen gudumlu kalemlerden yana mi? Kimden yana oldugu goruluyor. Savci eger yargi duzenini ciddiye alsaydi, bu isi boyle yapmaz, beni boyle dibi basi yok suclamalarla karsiniza getirmezdi. En azindan Alman dergisindeki yaziyi tarafsiz bir kisiye cevirtir oyle karsiniza gelirdi. Baska bir sey daha yapardi, yazinin Turkcesini benden isterdi. Ondan da gectik, bizde savcinin isinin yanliz suclamak oldugu saniliyor varsin sanilsin, o da bir sey degil, savcinin benim yazimda suc aradigi gunlerde "Dusunce Ozgurlugu ve Turkiye" adli kitap cikti. Bu kitapta 24 yazarin yazisi yer aliyordu. Benim de iki yazim vardi. Bir tanesi Ingiltere'nin en ciddi, etkili dergilerinden biri olan Index'te cikti. Biri de Der Spiegel'de. Bir insan, yargiyi ciddiye alan bir savciysa, su yazinin aslina da bakalim derdi. Sayin savcilar bu kitabi iki saat icinde, yani cikar cikmaz toplattilar. 140 sayifalik bir kitabi bir insan, birkac insan iki saat icinde nasil okur da hemen toplatilabilir, sasilacak isler oluyor bizim memlekette. Isin guzelligine bakin ki, kitap benim iki yazimdan dolayi toplatildi. Iki yazinin da savunmasi icindeydi. Kitaptan dolayi beni sorgulayan savciya dedim ki, bu iki yaziyi birkac saatte okumak, dusunmek arastirmak, suc ogesi bulmak icin bir insanin dahi olmasi gerek. Ya da okumus olmamasi... Savci nicin acele etti, nicin kitabi okuma zahmetinde bulunmadi? Ben bunda bir kasit var saniyorum. Beni yazinin Turkcesinden suclayamazdi da onun icin. Savcinin sana ne kasiti var, diyeceksiniz, onun orasini kimse bilemez. Yalniz savci sunu bilmiyor, ben elli yildir yazarim. Elli yildir da boyle bir yazarim. Turkiye hic bir zaman demokratik bir ulke olmadigi icin, Turkiye hepimiz icin buyuk bir hapishane oldu. Daha kucuk bir hapishane benim icin farketmez. O kucuk hapishanede de Turkiye yonetimi basima daha buyuk isler acmazsa. Gazetelerdeki sozum ona cevirilerden bir kac ornek verecegim. Bir yanlis nereye kadar vardirilmis. Der Spiegel'deki yazinin basligi Milliyet'te 'Yalanlar Seferi", Hurriyet'te "Yalanlar Kampanyasi". Arada daglar kadar kadar fark var. Bir yerde "Vietnam benzetmesi" diye cevirmis gazete. Dogru degil. Ben yazida halk Amerika'yi Vietnam'dan, Sovyetler'i Afganistan'dan kovdu, dedim. Demek istedim ki savasla hic bir yere varilmaz. Yazidan baska bir bolum: Ben diyorum ki "suyu kurutmak baligi tutmak", gazeteler diyor ki, "denizi kurutmak". Diyeceksiniz ki, deniz de su degil mi? Deniz de sudur ama tuzlu sudur. Bir koca general denizin kurutulamayacagini bilmez mi? Bilir. Ama koskocaman bir generalin de sozu carpitilir mi? Bir yanlis daha gosterecegim, daha fazla basinizi agirtmamak icin, burada da kesecegim: "Kuyucu Murat pasalar, butun oteki zalimler, kan iciciler her seyi yaptilar da, iste bir seyi yapamadilar: O da gerillayi, saklanan insanlari, eskiyayi, kacaklari, asker kacaklarini, ormana siginmislari ormanla birlikte yakalim diyerek, ulkelerinin ormanlarini yakmadilar. Iste Turkiye Cumhuriyeti bu sucu, bu bagislanmaz insanlik sucunu isledi." Simdi unlu gazetelerimizin cevirilerine gelelim: "Eski kan emicilerin bir eksigi vardi: Gerillayi, kaybolanlari, haydutlari, asker kacaklarini ve ormanlari yakmamislardi." Aradaki farka bakin. Yargi bu kitabin Turkcelerini toplamasaydi, herkes, butun hukukcular, dunyada ve Turkiye'de bilim adamlari, yazarlar bu yaziyi okuyacaklardi. Ve herkes, bu yazinin neresinde boluculuk ve irkcilik var, diyecekti. Yargi bu kitabi toplatmakla bana ve yazar arkadaslara en buyuk haksizligi yapti. Ne yapalim, gozu donmus bir yonetimde, yargi bile buyuk haksizliklar yapabiliyor. Ormani kalmamis bir ulkede, kurak, kirac Dogu Anadolu'da 10 milyon hektar orman yakmak gunah, hem de suclarin en buyugu degil mi, birkac gerillayi, cobani yakmak icin. Bu devlet buyuk suc isledi. Butun Anadolu'nun ormanlarinin yanmasina sebep oldu ya... Daha biz yasarken gorecegiz, daha bizler sagken bile, salt bu yuzden Anadolu'yu seller, acliklar, yokluklar goturecek. Ben, 1970'lerde orman yuzunden de, sayin Suleyman Demirel'in cikaracagi bir yasa yuzunden yargi karsisina cikarildim ve aklandim. Suleyman Demirel o yikim yasasini cikaramadi ama, ormanlar gene bitti. Ormanlarin yakildigi dogru degil mi? Bundan dolayi devleti suclamaya hakkim yok mu? 1800 faili mechulu butun dunya duymadi, gazeteler yazmadi mi? Turkiye dunyanin en buyuk iskenceci devleti olaraktan ilan edilmedi mi? Halkin ustunde zulum bir agi ruzgari gibi esmedi mi? Halk zulumun artsin ki, cabuk zeval bulasin diye bagirdikca, binlerce koy yakilmadi mi? Ruanda gibi bir aclik, yoksulluk dunyasi yaratilmaya calisilmadi mi? Uc milyon insan yerinden yurdundan edilmedi mi, bati, guney sehirlerini ac, yoksul, acikta, soguk, yagmur altinda, cirilciplak insanlar doldurmadi mi? Biz bu gidisle yuzyilin yuzkarasi olmayacagimizi saniyoruz. Koca bir ulkenin onuru cignenmedi mi? Ulkemizi boyle insanlik disi uygulamalarla insanligin yuzune bakamaz hale getirmedik mi? Baligi tutmak icin suyu kurtmadik mi? Butun bunlar suyu kurutmanin sonucu degil midir? Butun bunlarla birlikte insan haklarini cignemedik mi? Yasadigimiz kanli savas, yirmi milyona yakin bir vatandas kitlesini insan haklarindan yoksun kilmanin sonucu degil mi? Bu topraklarin kulturune, guzelligine, getirdigimiz insanlik degerlerine kiymadik mi? Bu cagda insanliga karsi yaptiklarimiz bagislanacak seyler mi? En basta da ulkemize karsi yaptiklarimizi gelecek kusaklar unutacaklar mi? Bizlerden, cagimizdan utanmayacaklar mi? Sozlerimi "Dusunce Ozgurlugu ve Turkiye" kitabinda cikan yazimin bir parcasiyla bitiriyor, sorulariniz varsa onu bekliyorum. "On yildir suren kanli savas, Turkiye'ye coga mal oldu, daha da mal olacak. Biliyor musunuz, kusaklarimiz, insanlik ne kadar yozlasirsa yozlassin, bu on yilda yapilanlari unutmayacaktir. Bu savasin yuzlerce romani yazilacak, yuzlerce filmi yapilacaktir. Bu savasin agitlari, turkuleri daha simdiden ortaligi sarmaya basladi. Insanlik bagislamiyor, ne kadar bagisliyor gozukse de... Almanya'yi ele alalim, Hitler ve Hitlerciler tarihin en buyuk suclarini islediler. Insanlik daha o yuzden vicdanini aritamadi, belini dogrultamadi, hastalandi. Insanlik eski insanlik degil. Salt ikinci dunya savasindan dolayi insanligin yaraticilik gucu yara aldi. Almanya, oldurulen milyonlarca, Hitler'e karsi koyan isci, kitabi yakilan yazarlar, sanatcilar, bilginler olmasaydi insanligin lanetinden kurtulamazdi. Bugun Alman halki biraz rahatsa, azicik insanligin yuzune bakabiliyorsa Hitler'e canlari pahasina karsi koymus iscileri, aydinlari, bilginleri, sanatcilari yuzundendir. "Hitler'e karsi savasan Thomas Mann, Henrick Mann, Stefan Zweig, Brecht, Erich Maria Remarque ve benzerleri olmasaydi, bugun Almanlar boyle baslari dik insanlik icinde dolasamazlardi. Yine de derinlerde, yureklerinin bir kosesinde bir utanc duygusunu tasimamalarinin olanagi yok." Turkiye'deki demokratlar, yazarlar, bilim adamlari bu kanli, utanc verici, Turkiye'ye yakismayan, ama hic yakismayan bu savasi bitireceklerdir. Bu kanli, kirli savasi bitirmege mecburuz. Benim yazilarim halkimiza birer cagridir. Oncelikle batidaki, dogudaki cocuklari savasta olmus analari cagiriyorum. Bu savas en cok sizin yureginizi yakti. Herkesi cagiriyorum, sayin yargiclar sizleri de bu savasi durdurmak isteyenlere katilmaga cagiriyorum. Bu ulke hepimizindir ve bu ulke insanlik tarihinde cok uzun yasamaga layiktir. Hem de onuruyla yasamaga... Unutmayalim ki, bir ulkenin insanlarinin onuru en azindan topragi kadar kutsaldir. Not: Yazilarin telif haklari yazar ve yayimcilarina aittir. Bunlari bu sayfada sunus amacim sadece bu guzel yazilarin erisebildigi okuyucu kitlesini artirmaktan ibarettir. |